4 Mezhep İmamların Hadis Anlayışları Neydi?

 
بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ
 
Esselamu aleykum we rahmetullahi we beraketuhu Sevgili Kardeşlerim 💐. Selamın en güzeli üzerinize olsun 💐. Dünya ve Ahiretteki mutluluk siz ve sevdiklerinizin olsun 💐. Her daim, birbirimize ulaşan tek şey, hayır olsun 💐
 
Hiç kuşkusuz ki 4 müçtehit alimlerin hadis anlayışları Kuran ve Sünnettin çizgisinden bir milim dahi çıkmazdı. Sünnette ittiba ettikleri gibi, Allahu Teala ve Rasulullah sallallahu aleyhi wessellem'in haberler konusunda buyurdukları teşrilere harfiyen uyarlardı:  

Ebu Hanîfe (rahimehUllah)'ın şöyle dediği sabittir :
"hadis sahih olduğunda bilin ki benim mezhebim odur."
(İbn'i Abidin Haşiye 1/63 / Muhammed İbrahim Ahmed Ali,
el-Mezheb inde'l-Hanefiyye, Mekke, s.74.).

🔎 Bu kavili ile imam Azam "hadislerin tümü benim mezhebimdir" DEMİYOR. "Hadis" kelimesine bir sıfat ekliyor, bir tarif : "SAHİH".  Hadis kelimesine bir sıfat eklemesi, rivayetleri gruplara ayırdığının en açık hüccetidir. Aynı zamanda, hadisin sıhhat derecesine, yani subutuna işaret etmekte! Eğer hadis SAHİH İSE ALIRIM diyor, sahihin zıttı ZAYIF İSE, ALMAM diyor. Hulasa ancak sahih rivayetleri dinden kabul ediyor. Demek ki Ebu Hanife hadisleri sahih ve zayıfa ayırıyormuş, ve sırf sahihi ile amel ediyormuş1.

İmam Malik (rahimehUllah) :
Hicret yurdunun büyük imam ve fakihi olan imam Malik rahmetullahi aleyh'in bu konuda her hangi bir kavlini zikretmeye ihtiyaç duymuyoruz. Çünkü onun Muvatta adlı eserin tümü hadis usulüne ne kadar titizlikle riayet ettiğinin en aşikar delilidir2. Asırlardır hadis ilminde otorite sahibi olarak kabul edilmiş imam Malikin bu telifi, kendi çağdaşları ile müteakip alimler tarafından daima kaynak olarak alınmıştır.

 

İmam Şâfiî (rahimehUllah) der ki :
"Ben bir birine zıt iki sahih rivayet bilmiyorum.
Ya birisi zayıf’dır ya da mensuhtur"
 [Muhteliful-hadis]. Yine o şöyle der :
"hadis sahih olduğu zaman benim sözümü alın duvara çarpın"
[İ'lamu'l-Muvakkin 2/282 - imam Şafi]

🔎 Hadisler, sahih ve zayıf'a ayrılır. Yanlız bir ek bilgi daha zikrediyor : ayetlerde olduğu gibi hadislerdede nasih (hükmü kaldıran nas) ve mensuh (hükmü iptal olunan nas) kavramları mevcuttur. Demek ki Imam Şafi'de hadisleri sahih ve zayıfa ayırıyormuş, ve sırf sahihi ile amel ediyormuş.

İmam Ahmed (rahimehUllah) der ki :
(Allah'ın isim ve sıfatları hakkında) "biz onlara iman ederiz, onları tasdik ederiz, onlardan herhangi bir şeyi reddetmeyiz.
Yeter ki sahih isnatlarla gelmiş olsunlar" [laleka'i, 777].
Yine Ruyet (Allahı ahirette görmek) hakkında şöyle der imam :
"bunlar sahih hadislerdir. Bunlara iman ederiz ve öylece kabul ederiz. Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi wesellemden sahih isnadlarla bize gelen her hadise inanır ve öylece kabul ederiz".
[Serhu itikadi Ehli-Sünneti ve'l-Cemaati , 889] 

🔎 Kendisinden once ki yaşamış alimler gibi, imam Ahmed hadislerin sırf sahih olanını kabul eder, tasdik eder, ve tebliğ eder. Zira o'da sadece "hadis" demiyor. Aksine "sahih hadis" diyor. Sahih değilse, yani zayıf ise, derhal reddeder. Demek ki hadisleri sahih ve zayıfa ayırıyormuş, ve sırf sahihi ile amel ediyormuş.

Evet sevgili kardeşlerim, böylelikle büyük mezhep imamlarımızın hadis anlayışı hep beraber okumuş olduk. Neticede Rasulullah sallallahu aleyhi wessellem şöyle bizleri uyarıyordu değil mi s : "Benim ağzımdan yalan söylemek, başka bir kimse ağzından yalan söylemek gibi değildir. Kim bile bile benim ağzımdan yalan uydurursa, ateşteki yerine hazırlansın" Buhârî, Cenâiz 50. Müslim, Mukaddime, 4. İbn Mâce, Mukaddime, 31.

1, 2  İmam Ebu Hanife ve Malik rahmetullahi aleyhumâ çok özel durumlarda ve bir çok şartı gözeterek munkatı hadislerin kapsamına giren mürsel rivayetleri kullanırlardı. Fakat bu katiyetle alelitlak değildi.
 



Allahu Teala, her zaman hakkı hak bilip,
ona tabi olmayı,
batılı'da batıl kabul edip,
ondan ırak kalmayı nasip eylesin,
bizlere bu konuda muvaffakiyet versin.
 Allahumme amin.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ